Bütün Hatıralarıma Da Saygılar Arz Ederim

  • 27/5/2009 - Temel Matematik
  • Kategori: mizah
    Aşkın matematiği
    Eğer hala bilmeyen varsa... Aşkın da bir matematiği
    var. Bu matematiği sökenler aşk hayatlarında başarı
    üstüne başarı kazanırlarken, bir türlü bu aritmetiği
    kavrayamayanlar "sınıfta kalıyorlar". Peki ya siz?
    Sınıfta mı kalmak istersiniz, yoksa başarıdan başarıya
    koşmayı mı?

    Aşk matematiği

    * akıllı erkek + akıllı kadın = aşk

    * akıllı erkek + aptal kadın = ilişki

    * aptal erkek + akıllı kadın = evlilik

    * aptal erkek + aptal kadın = hamilelik

    Ofis matematiği

    * akıllı patron + akıllı eleman = kar

    * akıllı patron + aptal eleman =üretim

    * aptal patron + akıllı eleman = terfi

    * aptal patron + aptal eleman = fazla mesai

    Alışveriş matematiği

    * Bir erkek kendisine gerekli olan ürünü almak için 1
    liralık ürüne 2 lira öder.

    * Bir kadın kendisine gerekmeyen ürünü almak için 2
    liralık ürüne 1 lira öder.

    Genel formüller ve istatiki veriler

    * Bir kadının gelecek endişesi evlenene kadar sürer.

    * Bir erkeğin gelecek endişesi evlenince başlar.

    * Başarılı bir erkek eşinin harcayabileceğinden daha
    fazla geliri olandır.

    * Başarılı bir kadın böyle bir erkeği evliliğe ikna
    edebilendir.

    Mutluluk

    * Bir erkekle mutlu olabilmek için onu çok iyi anlamak
    ve az sevmek gerekir.

    * Bir kadınla mutlu olabilmek için onu çok sevmek ve
    anlamaya çalışmamak gerekir.

    Uzun yaşam

    * Evli erkekler bekar erkeklerden daha uzun yaşar ama
    daha erken ölmek isterler.

    Değişim oranı

    * Bir kadın kocasının değişeceği inancıyla evlenir ama
    erkek değişmez.

    * Bir erkek karısının değişmeyeceği inancıyla evlenir
    ama kadın değişir.

    Tartışma teknikleri

    * Kadın bir tartışmada her zaman son sözü söyler. Bu
    sözden sonra erkeğin söyleyeceği her şey yeni bir
    tartışma konusudur.

    "Evlen artık" vıdıvıdısı nasıl kesilir?

    * Her düğünde yanınıza gelip sizi mıncıklayarak "Artık
    sıra sende" diyen yaşlı akrabalara, cenazelerde
    aynısını yaparsınız bir daha evlilik lafını ağızlarına
    almazlar

    Yorum ( yok ) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

  • 27/5/2009 - Yaşama Tersten Başlasaydık
  • Kategori: gunluk

      Süphesiz ki yasami tersten yasamak daha güzel, hatta mükemmel olurdu. Nasil mi ? Cami'de uyaniyorsunuz. Bir tahta sandik içersinde, herkes karsinizda saf durmus, iyiliginize dua ediyor ve tüm haklar helal edilmis vaziyette.Tabuttan dogruluyorsunuz, yasli, olgun ve agirbasli olarak.Herkes etrafinizda, büyük br itibar, iltifatlar, çocuklar torunlar hepsi hazir.Arabaniza kurulup evinize gidiyorsunuz.Dogar dogmaz devlet size maas bagliyor, aylik veya üç ayda bir maasinizi aliyorsunuz. Ne güzel, hazir maas, hazir ev... Altmisli yaslara kadar hersey garanti, huzur içinde yasiyorsunuz. Sagliginiz gittikçe düzeliyor, kaslar güçleniyor, kuvvetleniyorsunuz. Bir gün çalismak istiyorsunuz ve ise ilk basladiginiz gün size hosgeldin hediyesi olarak bir plaket ve altin kol saati veriyor patronunuz.. ve Genel Müdürlük veya bunun gibi yüksek bir makamdan tecrübeli bir insan olarak ise basliyorsunuz. Herkes karsinizda elpençe divan...Vücudunuzda da bazi hosa giden hareketler de basliyor. Gittikçe zayifliyor forma giriyorsunuz. Diger hormonal aktiviteler artiyor, fevkalade.....Aman ne güzel günler basliyor... Derken birgün patron size artik Üniversiteye gitsen daha iyi olur diyor. Bu arada  Babaniz ortaya çikmis,

    fazla çalistin" diyor "artik eve dön, isi birak, okumaya basla, harçiligin benden olsun..." Keyfe bakar misiniz ? Okudugunuz dersler gittikçe kolaylasiyor. Ekmek  elden, su gölden bir dönem basliyor. Partiler, Diskotekler, Kizlarin sayisi artiyor. Derken Anne  ve Babaniz sizi

    götürüp getirmeye basliyor, araba  kullanma derdi de

    yok artik... Günün birinde sizi okuldan da  aliyorlar, "evde otur,

    keyfine bak, oyuncaklarinla oyna"  diyorlar...Mamaniz

    agziniza veriliyor, zaman zaman  altinizi bile

    temizliyorlar, hatta bu durum  aliskanlik

    yaratiyor ve hiç tuvalet kullanmamaya basliyorsunuz. Derken Anneniz bir  gün size süt verme

    kararini aliyor ve baska bir keyifli  dönem basliyor.

    Mama artik her yerde, her an ve en  taze seklinde

    hazir. Bir gün karanlik ilik ve  sicak bir ortama

    giriyorsunuz. Beslenmek için  agzinizi açmaya dahi

    gerek yok, bir kordondan besleniyor,  sicacik,

    yumusacik, gürültü ve patirtisiz bir  ortamda

    yasiyorsunuz. Kuculuyor, kuculuyor, ufacik bir  hücre halini

    aliyorsunuz. Ve günün birinde müthis keyifli bir  orgazm ile

    hayatiniz bitiyor....                              CAN YÜCEL

    Yorum ( yok ) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

  • 26/5/2009 - 3 hikaye 3 ders
  • Kategori: gunluk
    Hikaye 1 Ders 1.
     
     
     
    Adamın biri tam duşa girmek üzeredir ve karısı da
    duşunu almış olarak kabinden çıkmaktadır ki, kapının

    zili çalar. Kapıya kimin bakacağı konusunda ufak bir

    tartışma sonrasında kadın pes eder. Üzerine bir

    havlu alarak merdivenleri aşağı iner ve kapıyı açar.

    Gelen eşinin arkadaşı x'tir.

     
     
     
    Kadın daha selam veremeden x 'havlunuzu üzerinizden
    yere düşürürseniz size anında 300 Euro veririm' der.

     
     
     
    Kadın bir müddet tereddüt eder, ancak havlunun
    düğümünü açarak havlunun düşmesini sağlar. X ona

    bakar ve 300 Euro verir ve söze devam eder:

    'Antrede doğabilecek ufak bir tensel yakınlık için

    size 500 Euro daha verebilirim, hem de derhal' der.

     
     
     
    Önce şaşkın, fakat daha sonra adrenalinin verdiği
    heyecan ve alacağı para ile yapabileceklerinin anlık

    hayaliyle kısa bir duraksamadan sonra kabul eder.

     
     
     
    Yaşamış olduğu olayın ve kısacık bir süre içerisinde
    edinmiş olduğu ufak servetin heyecanıyla

    merdivenleri yukarı çıkarak banyoya geri döner.

     
     
     
    Hala duşta olan eşi ona kimin geldiğini sorar.
    'Arkadaşın x' diye cevap verir kadın.

     
     
     
    'Çok iyi, ona borç verdiğim 800 Euro'yu getireceğini
    söylemişti, onu getirdi o zaman.'

     
     
     

    1. hikayeden çıkartılacak ders :

     
     
     
    Eğer bir ekipte çalışıyorsanız bilgiyi saklamayın,
    paylaşın. Karar mekanizmasında belirleyici olabilir.
    Böylece yanlış anlaşılmaların ve dışarıya karşı kötü
    duruma düşmenin önüne geçebilirsiniz.

     
     
    -------------------------------------------------------------------------------------------------------------------
     
     

    Hikaye 2 Ders 2 :

     
     
     
    Aracının direksiyonuna geçip kiliseye gitmek üzere
    yola koyulan rahip yolda yürümekte olan bir rahibeye
    rastlar. Aracını durdurur ve kiliseye kadar onunla
    gelmek isteyip istemediğini sorar. Kadın arabaya
    biner ve bacak bacak üstüne attığında bacaklarının
    güzelliği ortaya çıkar.

     
     
     
    Rahibin gözü kayar ve bakayım derken kısa bir süre
    için aracın kontrolünü kaybeder. Aracı tekrar
    kontrol altına aldıktan sonra sağ elini rahibenin
    bacağı üstüne koyar. Rahibe ona bakar ve şöyle der :
    'Rahip, 129. ayeti hatırlıyor musunuz ?'
    Utançtan kıpkırmızı olan rahip derhal elini çekerek
    rahibeye özürlerini sıralar.
    Bir müddet sonra aklı tekrar karışır ve rahibenin
    bacağına tekrar dokunur vites değiştirme bahanesiyle
    ve rahibe aynı soru ile karşılık verir : 'Rahip,
    129. ayeti hatırlıyor musunuz ?'

     
     
     
    Utancından yine kızaran rahip elini çeker ve
    'af edersin kardeşim, insanoğlu zayıf düşebiliyor'
    der.

     
     
     
    Kiliseye vardıklarında rahibe arabadan iner ve tek
    kelime söylemeksizin, ancak çok manalı bir bakış
    fırlatarak kaybolur.
    Rahip aceleyle içeriye koşturur ve bir İncil alarak
    129. ayeti açar okumak için

     
     
     
    129. ayet şöyle demektedir : İleriye gidiniz, daha
    yukarlarda arayınız. Orada güzellikler bulacaksınız.

     
     
     
    2. hikayeden çıkartılacak ders :
    Görev alanınızla ilgili her zaman bilgili olun, aksi
    taktirde fırsatları kaçırabilirsiniz.

     
     
    -----------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------
     

    Hikaye 3 Ders 3.

     
     
     
    Pazarlamacı, şef sekreter ve personel müdürü bir
    öğlen paydosunda lokantaya doğru yürümektedirler.
    Parktaki banklardan birinin üzerinde sihirli bir
    lamba bulurlar. Lambayı ovarlar ve gerçekten de
    lambadan cin çıkar.

     
     
     
    'Aslında kişiye 3 dilek hakkı veriyorum ama sizler
    üç kişi olduğunuz için hepinizin birer dileğini
    gerçek yapacağım' der cin.

     
     
     

    Şef sekreter arsızca atılarak 'önce ben' diyerek
    sıranın önüne yerleşir.

     
     
     
    'Bahamalarda, muhteşem bir sahilde tatil yapmak
    istiyorum. Tatilim hiç bitmesin ve hiçbir dert
    hayatıma girmesin' diye dileğini ifade eder.
    Ve hoop, ortadan kaybolur.

     
     
     
    Şimdi de pazarlamacı atılır ve 'şimdi sıra bende'
    der.

     
     
     
    'Hayallerimdeki kadınla Tahiti sahillerinde Pina
    Colada içmek istiyorum' der ve hoop, o da ortadan
    kaybolur.

     
     
     

    'Şimdi sıra sende' der cin Personel Müdürüne.
    'bu iki salağı öğleden sonra işlerinin başında
    görmek istiyorum' der personel müdürü.

     
     
     

    3. hikayeden çıkartılacak ders :
    Üstünüz olan birinin her zaman için önce konuşmasına
    izin verin
    Yorum ( yok ) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

  • 26/5/2009 - YARİM HAZİRAN
  • Kategori: siir

    Kimbilir kaç baharı birlikte uğurladık seninle...
    Kimbilir kaç yazı karşıladık kan ter içinde...
    İlhamısın ergenlik şiirlerimin, o ilk Haziran’dan beri...
    Yaşgünlerimin fener alayı, ilkyaz günahlarımın tanığısın...
    Tanığısın yüzüme düşen gözlerin, tenime değen ellerin...
    Senle başlayıp, sende bitirdim bunca yılı...
    Sendin hararetli yılsonu muhasebelerimin değişmez takvim yaprağı...
    Tutkunum sana... sadık, itaatkar ve hayran.. ...
    Yarim Haziran...!

    ***

    Hasretle bekleyip iple çektim gelişlerini çoğu zaman...
    Sen hep iki bahar arasında, hazlar zamanı çıkageldin; eteklerinde ilkyaz
    coşkuları ve isyanlarla...
    Haziranlarda aşık,  haziranlarda pişman, haziranlarda ergen ol­dum.
    İşte burada yıllar yılı getirip, iadesiz taahhütsüz önüme atıverdiğin eski yaşlar... kimi hakkınca yaşanmış, kimi belki hiç yaşanmamış... kimi çocuk, kim genç, kimi olgun...
    Her serin baharın ardından yaz kokulu yıldız müjdeler taşıdın bana... hararetli ve çıplak Temmuz akşamları vadettin... peşisıra hazan geldiğini hissettirmeksizin bir süre...
    Gün oldu tomurcuk olup çiçek çiçek boy verdin; gün oldu şiddet yüklü bir öfke bulu­tuna tutunup seller yağdırdın gecikmiş bahar dallarının üzerine... hazırlıksız... insafsız...
    Öncesiz ve sonrasız aşklarda oyaladın beni...
    Kimi gerçek, çoğu yalan...
    Zamanla ibadet eder gibi sevmeyi öğrettin...üzerine kırağı düşmüş beyaz bir gül kadar taze... bir o kadar kusursuz...                    
    Anladım ki, Haziran'da sevmek yaman...
    Yarim Haziran..! 

    ***

    Ocaklar kurdum sıcacık... Aşım, eşim, işim oldu katıksız, riyasız... Oğullar ve gecikmiş heyecanlar verdin bana...
    Gidemediğimiz uzak denizleri çocuklarımıza isim yaptık... onlar yüzsün diye yüzemediklerimizi...
    Geride kırık dökük onlarca Haziran bırakarak karşıladık yarınları... Ve sen bağışladın hatalarımı yılsonu bilançolarında... Sorguda  ele vermedin beni... Tanıyamadılar kimlik tesbitinde bedenimi, kalbimi...
    Kimbilir kaç sırrı sakladın... kaçını ele verdin... o gecikmiş hesaplaşmalarda...
    Sen ilkyazdan alıp güze açarken kapılarını... ben yazın sarhoşluğundan sonbahar serinliğinde  aydım.
    Seni beklerken kendime vardım.
    Yadsıyamam: Sevildim ve sevdim çoğu.. zaman...
    Müsebbibi sensin... Yarim Haziran...!        

    ***

    Kalbim büyüse de büyümedi içimdeki çocuk..
    ... ama zamanla olgunlaştı Haziranlarım
    Yeni gelenler sonbahara daha yakın şimdi...                                                       
    Eski mektuplar ve sepya renkli fotoğraflarla dolu bir albümde hayatım... Haziran doğumlu...                                                
    Kulağımda bir şiir Hasan Hüseyin'den artakalan:                                                
    '"Sokaktayım/gece leylak ve tomurcuk kokuyor/yaralı bir şahin olmuş yüreğimi uy anam anam.../Haziran'da ölmek zor"...  
    Lakin doğmak da zor Haziran'da...
    Yaz kapıyı çalsa da;
    ... biliyoruz sonu hazan...
    Yine de seviyorum seni...
    Yarim Haziran..!

    >
    Ê
    7
    5
     
    ( ALINTIDIR)
    Yorum ( yok ) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

  • 26/5/2009 - Yalnızlığa Alışmalı
  • Kategori: gunluk

    Bavulları hep toplu durmalı insanın...

    Bir gün telefonların hiç çalmayabileceği hesaplanmalı...

    Tül perde arkasından misafir yolu gözlemekten vaz­geçmeli...

    İhanetlere, terkedilmelere, bir başına bırakılmalara hazırlıklı olmalı...

    Yalnızlığa alışmalı...

     

    *  *  *

     

    Çünkü "omuz omuza" günlerin vakti geçti. Dayanışma... günümüz borsasının değer kaybeden hisse senet­lerinden biri artık...

    Bireyin keşif çağı, geride kı­rık dökük yalnızlıklar bıraktı.

    *  *  *  *  


    İşte o yüzden alışmalı yalnız­lığa...

    Sokaklar dolusu ıssızlıkla başbaşa yaşamayı göze almalı insan... Güvendiği dağlardaki karlara bakıp ders çıkarmalı... Hüzünlü bir şarkıyla paylaşı­lan gecelerde başım dayayacak bir omuz arama huylarından vazgeçmeli... Sofrada tek tabağa, tabakta az yemeğe alışmalı...

    Romanlardan yalnızlığı yücelten paragraflar asmalı evin en görünür duvarlarına...

    "Yalnızlık paylaşılmaz/ Paylaşmılsa yalnızlık olmaz" dizeleriyle başlamalı güne...                        

    Telesekretere "şu anda size cevap verebilecek kim­se yok" denmeli, "... belki de hiçbir zaman olmaya­cak..."                                                      

    Cevapsızlığa, sessizliğe ısınmalı...

     

    *  *  *        

     

    Oysa sessizlik haksızlığa alkıştır.

    Haklılığın onuru yaşatır insanı... Susmanın utancı öldürür.

    O yüzden en sessiz gecelerde ''doğruydu, yaptım"la teselli bulmalı insan...

    Feryada komşuların yetişmemesine, soğuk duvar diplerinde sessizce ağlaşmaya alışmalı... Kendiyle he­saplaşmaya çalışmalı...

    Gece yastıkla ağlaşmaya, sabah aynayla gülüşmeye, kendiyle hüzünlenip, kendiyle keyiflenmeye hazır ol­malı...

    Hep başını alıp gidebilecek kadar cesur, ama hep kalıp savaşacakmış kadar gözüpek olabilmeli...

    Sessizliği, sese dönüştürebilmeli...

     

    *  *  *

     

    Ve sırt çantasını her daim hazır tutmalı insan...

    Yollarla barışmalı...

    Yalnızlığa alışmalı...

    >
    Ê
    7
    5
     
    Yorum ( yok ) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

    Hakkımda

    Bağlantılar

  • Ana Sayfa
  • Profilim
  • Blog Arşivi
  • RSS

    Kategoriler

    Arkadaşlarım

  • guven87
  • kolaytarifler
  • atillahakan1
  • melikenur81
  • Sayfa: 1 - Toplam: 9
    | Sonraki Sayfa